Home » YAZILARIM » BİTEN BİR İLİŞKİNİN ARDINDAN…

BİTEN BİR İLİŞKİNİN ARDINDAN…

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİTEN BİR İLİŞKİNİN ARDINDAN…

13 Temmuz 2012

Ayrılığı taşıyabilmek… Erkek ya da kadın ayrıldıktan sonra nasıl davranır? Bizzat kendinizin başına geldiyse veya çevrenizde şahit olduğunuz ayrılıklar sonrası, ayrılan kişilerin birbirleri hakkında söyledikleri sözler ve duruşları dikkatinizi çekmiştir.

İlişki ister birkaç ay sürsün ister birkaç yıl veya senelerce, hayatında en değerli şeyleri; zamanını, duygularını, bilgisini, emeğini paylaştığı birisinin ilişki biterken veya bittikten sonra ayrıldığı kişi hakkında nasıl bir duruş aldığı, ne kadar önemlidir.

Adam görmüşsünüzdür; habire ayrıldığı karısı veya sevgilisi hakkında uluorta önüne gelene saydıran, olmadık laflar eden, kadının yerini yurdunu koymayan… Kadın görmüşsünüzdür; sürekli adamın olumsuzluklarından dem vuran, hep mağdur olduğunu anlatan. İnsanın mahremini paylaştığı, anılar biriktirdiği, biri zorda kaldığında öbürünün ona koltuk değneği olduğu, iyi zamanlarında güzel bir gelecek hayal edip birbirlerine vaatte bulunduğu çok özel durumları yaşamamışlar gibi, nasıl hoyrat bir tavırdır bu sergilenen!

Eşini aldatan erkek ya da kadınlarda da benzer bir duruma rastlanır. Karısı hakkında öteki kadına en ağır ithamlarda bulunan adam, eve gidip aynı kadının yüzüne birşey olmamış gibi bakar. Kadının da benzer davrandığı durumlara rastlanır.

Ayrıldığı eşi ya da sevgilisi hakkında yakın çevresine durmaksızın nahoş şeyler söyleyen kişilerin, kendisine saygısı olmadığını düşünüyorum. ‘İnsan’ olan insan biten bir ilişkinin ardından ne kadar öfkeli olursa olsun, karşı tarafı rencide edici şeyler konuşmaz. O kişinin bulunmadığı bir ortamda, kendini savunacak bir pozisyonu yokken arkasından savurmak yakışıyor mu?
Buna şahit olan yani dinlemek zorunda kalan kişiler de zaten genellikle, anlatan bu adam ya da kadınla ilgili pek de iyi şeyler düşünmemektedirler. Dinlemek zorunda kaldıkları için konuşanın yerine ‘utanç’ duydukları da olur. İnsanın içinden; “Bir sus” diyesi gelir.

Bu duruma düşmüş kişiler -‘düşmüş’ diyorum çünkü bu bir düşkünlük hali- aslında ilişkinin içindeyken de kendisiyle oldukça meşgul olan ve genellikle monolog yapan kişilerdir. Karşısındaki insana gerçekten değer vermiş ve anlamaya çalışan birisinin böyle davranması, pek beklendik birşey değildir. Birlikteliği nasıl taşıyorsa, ayrılığı da öyle taşıyordur.
Can havliyle kendisinin ne kadar haklı olduğunu anlatmaya çalışırken, karşı tarafa hakaret sayılacak derecede yüklenerek ve onu değersizleştirerek bundan nemalanmaya çalışmak, ne büyük bir karakter zaafıdır.

Bir de görmüşsünüzdür; ilişkisinde en zorlayıcı deneyimleri de yaşasa öldürseniz, karısının ya da sevgilisinin arkasından konuşmayan insanları… Sadece; “O iyi bir insandı, çok desteğini de gördüm ama yapamadık” deyip susanları.

Çünkü onlar bilirler ki; bir dönem kucağına alıp saçlarını okşayan, koklayan, aynı tabaktan yemek, aynı bardaktan su içen, kazancını bölüşen, en düşkün anında bile yanında yürüyen, acısını acısı gibi hisseden, eşine, dostuna, ailesine; “Bendendir, benim gibi bilin” diyen insanın iki dakikada satılıverilemeyeceğini, kadrini, kıymetini ve en önemlisi ahde-vefayı… Ha bir de konuştukça ucuzlandığını…

Hani bir söz vardır; “Asil azmaz, bal kokmaz” diye, öfkesi bile olsa zerafetine hayran olunası, adam gibi adam ya da kadın; önünüzde eğiliyorum.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı