Home » YAZILARIM » ÖZLEDİN Mİ? ÖYLEYSE KALK GEL…

ÖZLEDİN Mİ? ÖYLEYSE KALK GEL…

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

ÖZLEDİN Mİ? ÖYLEYSE KALK GEL…

26 Nisan 2012

Sezen Aksu’ nun “Özledin mi öyleyse kalk gel” isimli bir şarkısı var, bakın ne diyor;

“Özledin mi öyleyse kalk gel
Bırak artık kim ne derse der
Yasak, günah, hayat elden gider
Onların kendi hikayeleri yok
Onlar sadece seyirci dünyada
Yaşsız, hasarsız bir diyarda”

Şu sözlere bir bakın, ne kadar anlam yüklü. Ne zaman başlarız kendi hikayemizi yazmaya… Aklımız erdiğinden beri midir? Ergen olduğumuzdan beri mi yoksa? Hiç şüphe yok ki çocukken dayatılmaya başlayan şeylerden dolayı, kabul görmek ve sevilmek adına daha zengin hikayeler yaşamaktan yani kendimizden belki de önemli ölçüde vazgeçiyoruz ama buna rağmen sevda öykülerimiz, uzaklara yolculuklarımız, zor işlere girişmemiz, eserler yaratmamız, başarı için tekrar tekrar ayağa kalkmamız, dostluklar kurmamız, yeniden yeniden aşık olmamız; hepsi insanlık öykülerimiz.

Hayata katılmadan ve risk almadan bir “yaşam” dan sözedebilir miyiz? Herhangi birimizin anlatacak bir aşk hikayesi yoksa, nasıl bir tat almıştır hayattan hiç düşündünüz mü? Kaybetmekten ve kırılmaktan korktuğu için insanın risk alamamasının bedeli, kayıp bir hayattır aynı zamanda.

Yaşarken hayata kattıklarımız kadarız. Seçimlerimiz bizi oluşturur. Yıllar önce Lawrence’ in “Kayıp kız” romanını okurken, roman kahramanlarından birinin sözü aklımdan hiç çıkmadı; “Kendi yanlışımı, başkalarının doğrularına tercih ederim” diyordu. Yalnızca kendi seçimlerimizin sorumluluğunu alabildiğimizi, yanlışlarımızdan ders çıkararak kendimizi bulduğumuzu ve büyümeye doğru sürekli yol aldığımızı ifade eden ne güzel bir söz.

Metin Üstündağ’ ın bunu anlatan bir karikatür köşesi de var; “ve hayat bizi yaşar” diye. Siz hayatınızı yaşamazsanız, hayat sizi yaşar gerçekten. Nereye doğru giderseniz gidin rüzgarın sizi götürdüğü yer kadar, sizin rüzgara karşı durduğunuz, rüzgarın tersi yöne gittiğiniz ve rüzgarı da yanınıza alarak yolculuk ettiğiniz zamanların çoğunlukta olduğu bir hayat; sizin hayatınız olur.

Arada bir hayatınıza dönüp bakmak, kendi seçimlerinizle yüzleşmek, sonuçlarının sorumluluğunu alabilmek, kendi katkılarınızı görebilmek ve de ders çıkarabilmek hikayelerimizin çatısıdır.

Freud; “Risk almadan bir hayattan sözedilemez” demiştir. Elbette risk alırken de sonucunda büyük ve karşılanamayacak kayıpların olacağı risklerden sözetmiyoruz. Kaygı, üzülme ve acı çekme durumu yaratan hayat olayları da insana dair. Bu duyguları yaşama riskine rağmen istediğimiz şeylerin içine girdiğimizde insanın ve insanlığın tarihsel öyküsü oluşuyor. Aksi halde korkular gittikçe büyüyüp, yalnızlık ve sığlaşma yaşam biçimi haline dönüşüyor.

Bu nedenle özlediyseniz kalkın gidin! Yola çıkacaksanız beklemeyin. Başka bir iş yapmak istiyorsanız üzerinde daha fazla düşünün, belki de daha mutlu olacaksınız. Sürekli garantici bir hayat yaşamaya çalışmak en fazla kaygı yaratan durumlardan biridir çünkü hayatı her zaman kontrol edemezsiniz ve bu tip insanları hayatın sürprizleri altüst eder. Gittiğiniz yolda bazen aradığınızı bulamayabilirsiniz o zaman da başka bir süreç, başka bir hikaye başlıyor demektir ve bu ille de kötü olacak anlamına gelmez.

Can Yücel’ in “Tam zamanında” isimli şiirinden bir bölümle hayata katılmaya ne dersiniz?

“Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.

Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI…..”

Önceki Yazı
Sonraki Yazı